
Kabir azabı, kişinin ölümünden sonra başlayacak olan berzah hayatında, inkâr edenler ve günahkâr kimselerin işlemiş oldukları amellere karşılık görecekleri azabı ifade eden bir kavramdır. Kabir azabı nedir sorusu, İslam’da ahiret hayatıyla ilgili en çok araştırılan konular arasında yer almaktadır. Kur’an-ı Kerim’de kabir azabını işaret eden ayetler bulunurken, Hz. Muhammed’in (sav) sahih hadislerinde bu konu daha ayrıntılı şekilde açıklanmıştır. Ehl-i sünnet âlimleri de kabir azabının hak olduğunu kabul etmiş ve bu konuda Kur’an ile sahih hadisleri delil göstermiştir.
İslam inancına göre ölüm, insan için yok oluş değil; dünya hayatından ahiret hayatına geçişin ilk aşamasıdır. Kabir hayatı ise bu geçiş sürecinin başlangıcını oluşturur. Bu dönemde insanlar dünya hayatındaki iman ve amellerine göre nimet veya azap görecektir.
Kabir Azabı Nedir?
Kabir azabı nedir sorusuna verilecek en kısa cevap, ölüm ile kıyamet arasında devam eden berzah hayatında bazı kimselerin Allah’ın takdiriyle azap görmesidir. Bu azap, kıyamet günü verilecek nihai ceza değildir. Aksine kişinin ahirette karşılaşacağı hesabın öncesindeki berzah hayatında yaşanacak bir durumdur.
İslam âlimleri, kabir azabının yalnızca bedene değil, ruh ile beden arasında Allah’ın dilediği şekilde gerçekleşeceğini ifade etmiştir. Bu durumun mahiyeti insan aklıyla tam olarak kavranamaz. Çünkü kabir hayatı gayb âlemine ait konulardandır.
Kur’an-ı Kerim’de Kabir Azabı
Kur’an-ı Kerim’de “kabir azabı” ifadesi açık şekilde geçmemektedir. Bununla birlikte birçok müfessir, bazı ayetlerin kabir azabına işaret ettiğini belirtmiştir.
Bunlardan biri Mümin Suresi’nin 46. ayetidir:
“Onlar sabah akşam ateşe arz olunur. Kıyametin kopacağı gün ise: Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun.”
İbn Kesîr, Taberî ve Kurtubî gibi müfessirler, ayette geçen “sabah akşam ateşe arz olunma” ifadesinin kıyametten önce gerçekleşmesi sebebiyle kabir azabına delil olduğunu ifade etmektedir.
Ayrıca Tevbe Suresi’nin 101. ayetinde geçen “onlara iki defa azap edeceğiz” ifadesi de birçok âlim tarafından dünya azabı ve kabir azabı şeklinde yorumlanmıştır.
Hadislerde Kabir Azabı
Kabir azabı nedir sorusunun ayrıntılı cevabı, sahih hadislerde yer almaktadır. Hz. Muhammed (sav), kabir azabının hak olduğunu birçok hadisinde haber vermiş ve ümmetine bu azaptan Allah’a sığınmalarını tavsiye etmiştir.
Hz. Âişe’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav), her namazın sonunda şöyle dua ederdi:
“Allah’ım! Kabir azabından sana sığınırım…”
(Sahih-i Buhari, Deavât; Sahih-i Müslim, Mesâcid)
Yine İbn Abbas’tan (r.a.) rivayet edilen bir hadiste, Hz. Peygamber’in iki kabre uğradığı, kabirde bulunan kişilerin büyük günahlardan değil; biri koğuculuk yaptığı, diğeri ise idrardan gerektiği gibi sakınmadığı için azap gördüklerini haber verdiği bildirilmektedir. (Sahih-i Buhari)
Bu hadisler, kabir azabının İslam inancındaki yerini açıkça ortaya koymaktadır.
Kabir Azabının Sebepleri
Sahih hadislerde kabir azabına sebep olabilecek bazı davranışlardan bahsedilmektedir. Bunlar arasında özellikle şu hususlar yer almaktadır:
- Koğuculuk (nemime) yapmak.
- İdrardan temizliğe dikkat etmemek.
- Kul hakkı yemek.
- Büyük günahlarda ısrar etmek.
- İnkâr ve nifak üzere yaşamak.
Ancak bir kimsenin kesin olarak kabir azabı göreceğini söylemek mümkün değildir. Çünkü nihai hüküm yalnızca Allah’a aittir. İnsanlar hakkında kesin değerlendirme yapmak yerine, hadislerde bildirilen uyarılardan ibret almak gerekir.
Kabir Azabından Korunmak İçin Ne Yapılmalıdır?
Hz. Muhammed (sav), Müslümanlara kabir azabından korunmaları için samimi bir imanla yaşamalarını, farz ibadetleri yerine getirmelerini ve büyük günahlardan sakınmalarını tavsiye etmiştir.
Bunun yanında her namazın sonunda kabir azabından Allah’a sığınmak sünnettir. Ayrıca kul hakkından kaçınmak, doğruluk üzere yaşamak, tevbe etmek ve salih ameller işlemek de kabir azabından korunmaya vesile olan davranışlar arasında gösterilmektedir.
İslam Âlimlerinin Kabir Azabı Hakkındaki Görüşleri
Ehl-i sünnet âlimleri, kabir azabının hak olduğu konusunda görüş birliği içerisindedir. İmam Nevevî, Sahih-i Müslim şerhinde kabir azabını inkâr etmenin sahih hadislerle bağdaşmadığını ifade etmiştir. İbn Hacer el-Askalânî de Fethu’l-Bârî adlı eserinde, kabir azabıyla ilgili hadislerin çok sayıda sahabeden rivayet edildiğini ve bu rivayetlerin güçlü deliller içerdiğini belirtmektedir.
İbn Teymiyye de kabir nimetinin ve kabir azabının hem ruh hem de bedenle ilişkili olduğunu, bunun gaybî bir mesele olduğu için yalnızca vahiy kaynaklı bilgiler doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Bu sebeple kabir azabı nedir sorusuna cevap aranırken kişisel yorumlar yerine Kur’an-ı Kerim, sahih hadisler ve güvenilir İslam âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır. Kabir azabı nedir konusunda ortaya atılan doğruluğu kanıtlanmamış iddialar yerine sahih kaynaklara başvurmak en doğru yaklaşımdır.
Kaynakça
- Kur’an-ı Kerim, Mümin Suresi 46. Ayet, Tevbe Suresi 101. Ayet.
- Sahih-i Buhari, Deavât; Vudû.
- Sahih-i Müslim, Mesâcid.
- İbn Hacer el-Askalânî, Fethu’l-Bârî.
